Rendekar doğru mu söylüyor?

Apr 23 2012

Ece’me..

Bu sana ilk seslenişim.

Başından beri geleceğe seslenme fikri bana çok hoş gelse de bir türlü işin başına geçememiştim. Hem nasıl anlatacaktım ki? Ne desem eksik kalacak. Ne söylesem mutluluğun resmini çizememek, onu yazıya tam anlamıyla dökememek gibi olacak. Ama yine de hissettiklerime yakın bir şeyler bırakmaya karar verdim. Annemin beni içinde taşırken neler hissettiğini, ne hayal ettiğini bilmek güzel olurdu, eminim.

Bir toplu iğne ucundan daha küçüktün. Şimdi yaklaşık 20 cm sin. Milimetrelerden bahsederken şimdi seni hissedebileceğim kadar büyümen biliyorum sadece anne olanlara mucizevi geliyor. Çünkü başkalarına göre hala küçüksün. Bana göre ise koca kız oldun:) Halbuki annelerin babaların gözünde çocuklar büyümez derler. Sanırım bu klişe doğduktan sonrası için geçerli. Mucize kıpırtılarını içimde hissetmek inanılmaz bir huzur ve güç veriyor bana. Artık baban da hissedebiliyor varlığını ispatlamaya çalışmalarını :) Ben de buradayım diyorsun. Heey hazırlıklı olun, akıllı olun diyorsun biliyorum :)

İlk üç ay çoğu bebek bekleyen annenin aksine rahat bir hamilelik geçirdim. Tek şikayetim yatakla ve yastıkla olan saplantılı ilişkim oldu :) Ki hala çok sağlıklı bir ilişkimiz olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama zaten annen kendini bildi bileli uykuyu sever :) 

Tam üçüncü ayda senin %70 kız olacağını öğrendik. Bunu hissediyordum ama herkes erkek olacağını söylediğinden hayal kırıklığına uğramamak adına hep erkek düşündüm seni. Erkek olsaydın tabiki üzülmezdim, yine mutlu olurdum biliyorum. Ama yine de içimde bir kız çocuk hayali varmış işte. Tabi sonra kız olacağın kesinleşti. Hatta güzel bir tesadüften daha bahsetti doktorumuz. O da muhtemel doğum tarihin 20 Eylül görünüyor. Yani annenin doğum günü :) Tam babanın istediği gibi. Sanırım kutlamayı teke düşürmeye çalışıyor. Ama çift hediyeden her halükarda kurtulamaz ;) Doğum tarihimle ilgili sevmediğim tek şey okulların açıldığı haftaya denk gelmesi ve dedenin hediye niyetine okulda lazım olacak kırtasiye eşyaları alması olurdu:) Onun dışında güzel bir ay Eylül.   

İsmin konusunda sanırım karara vardık. Çok düşünmeden içimize sindi. Sana Ece diyoruz başından beri.

Kraliçe kızım benim. Küçük mucizem. Babanla birlikte seni özlemle bekliyoruz. 

Şimdilik bu kadar..

Aug 15 2011

ÖNEMLİ!

ÖNEMLİ;

Bir arkadaşımızın kardeşi şu an çapa hastanesinde yatıyor. alyuvarları iflas etmiş ve 3 hafta boyunca 200 üniteden fazla kan gerekiyor. çok büyük bir rakam bu ve bunu bulmak için onlarca kişi çalışıyor şu an… kan grubu önemli değil rh- olan tüm kan grupları verebiliyor. lütfen irtibata geçin 0538 380 9667’yi (Emin TOPKARAOĞLU) arayın. Tedaviye ara verilme şansı yok ve 2 gün sonrası için kan yok şu an..

(İstanbuldakiler, lütfen dikkate alın ve duvarınızda paylaşın).

Apr 06 2011

aşktan sonrakinin adı “paylaşım”

Paylaşımlardı değil mi yaşamı anlamlı kılan.. facebook, twitterın filan patlaması bundan. iyi, kötü, acı, tatlı…

kitap okuyorsun bir cümle heyecanlandırıyor seni, sonra birileriyle paylaşman gerekiyor, etkisi büyüsün istiyorsun..

işte içini kıpır kıpır eden bir film. hemen izletmeli birilerine (bazen yeni izlediğin filmi onunla tekrar izlemeyi isteyecek kadar ya da bundan sıkılmak yerine seni heyecanlandıran kısımlarında acaba onu da heyecanlandırıyor mu diye onun tepkilerini izleyerek..)

bir yer görüyorsun büyüleyici, hemen içinden geçiyor “onu getirmeliyim buraya” diyorsun.

yaşanmışlıkların yalnızken bir anlamı olmuyor. Bir yerin büyüleyiciliği paylaşınca anlam ifade ediyor. insanlar bu yüzden evleniyor bence.  her anını paylaşacak, her anına ortak olup anlam katacak biri olsun yanında diye..

Feb 23 2011

Fen Edebiyat Fakültelerinin mağdur öğrenci ve mezunlarına….

Fen Edebiyat Fakültelerinin mağdur öğrenci ve mezunlarına….

Pedagojik formasyon hakkı biz üniversiteye girerken var mıydı? Vardı. Biz bu bölümlere girerken kamu kurumlarında öğretmen olmak amacını taşımıyor muyduk? Taşıyorduk. Sonra mezun olduk. Ne mi oldu? Formasyonu kaldırdık dediler. Onun yerine sertifika alacaksınız formasyon yerine geçecek dediler. Şartları neydi? 2.50 diploma ortalaması. Bu ortalamayı neye göre belirlediler? Kafalarına göre. Madem “nitelikli bir öğretmen”, “başarılı bir üniversite mezunu” olmak için okul, sistem farkı gözetmeksizin 2.50 şartı gerekiyordu, neden okul bitirebilmek için 2.00 diploma ortalaması yeterli dediler? Her okulun 2.50 si aynı mı allah aşkına? Çan eğrisi olmayan bir okulda 2.50 ile mezun olmak kolay mı? Ki biz okulu kazandığımızda süregelen bu uygulamayı mezun olduğumuzda niye bizi de etkileyecek şekilde değiştirdiler? Okula geri dönüp ortalamayı yükseltme şansımız var mı? Peki diploma notu 2.50 olanlar alabildi mi? Hayır onların da çoğu mağdur oldu. Çünkü bu sefer de kontenjan sınırlı dediler. Hatta sonra da FEF’lilere formasyon vermiyoruz dediler. Kafalarına göre hayatlarımıza şekil verdiler. Ne mi oldu? Bu yaştan sonra ideallerinde değişiklik yapmak zorunda kalan bireyler meydana getirdiler. 

Peki hala küçük bir umudumuz var mı? Formasyon almamıza izin verilmediği halde ve verilse bile KPSS den en az 85 almak zorunda olduğumuz halde; evet VAR.

Feb 06 2011
[Flash 9 is required to listen to audio.]

ne zamandır birlikteyiz

kim öğrettti kaçmamayı..

Feb 05 2011

Tanrıyla oyun..

herhangi bir durumdan ötürü tedirgin olduğum anlarda, aklıma bütün kötü senaryoları getirirsem eğer, bu senaryolardan hiçbirini yaşamazmışım gibi ya da o kötü ihtimalleri engelliyormuşum gibi tuhaf bir inanca sahip olduğumu farkettim dün.

yani bir bakıma, aklıma gelebilen, benim düşünebildiğim, düşünme sınırlarım içine giren hiçbir şey başıma gelemezmiş gibi..

zihnimde daha komplike bir hayat tasavvur ediyorum sanırım. bu kadar basit olamaz diyorum. öyle ya, ben bir kul, o ise yaradan. tanrının benim aklıma gelenin ötesinde birşeyler yaşatması düşüncesi anlatmak istediğim. ya da yaşatacaksa da kulunun aklına geldi diye yaşatmaktan vazgeçmesi.. (saçma gibi görünüyor biliyorum. ama öyle..)

örnekle açıklayacak olursam; içinde bulunduğum dolmuştan benden başka herkes indiyse ve ben şoförle baş başa kalmış olmaktan ötürü kafamda olur olmaz senaryolar kurmaya başlamışsam, aklıma gelen başıma gelmeyecek demektir. ama böyle bir ihtimali aklıma getirmemişsem her şey olabilir. ya da öleceksem eğer uykumda filan, uyumadan önce bu olasılık üzerinde düşünmemiş olmam gerekir. fakat düşündüysem kadere karşı gelmiş olabilirim.

işte benim için ölümle, olumsuzluklarla savaşmanın yolu..

babamın bu dünyadan göçebileceğini de aklıma getirmiş olsam şu anda yanımda olabilirmiydi ki? hıı?

Read More

Page 1 of 1